Sayfalar

27 Haziran 2014 Cuma

YAŞASIN ÇEKİLİŞ VARRRR!!!!

YAŞASIN ÇEKİLİŞ VARRRR!!!!

severek izlediğim tasarımlarınıda merakla beklediğim çok kıymetli DEĞMESİN YAĞLI BOYA sitesinin sahibesi bizler için çok hoş bir sürpriz yapmış ve bir çekiliş düzenlemiş....
kazanan kardeşimizin hayalince bir şablon tasarımı olacak haydi buyrun ayrıntılarıburada

12 Haziran 2014 Perşembe

Siliniş Tess Gerritsen

Kitabı çoğu kitap sever duymuştur diye düşünüyorum.Yorumlarsam kendimce şöyle özetleyebilirim ki harikaydı.
Başlarda fbı dedektifler falan  çok fazlaca isim ve çok fazlaca karakter vardı idrak da zorlandım kimdi bu ya dediğim yer de oldu ama olaylar ilerledikçe harika devam etti elimden bırakamadım
Morgda birden gözlerini açan bir kadın ve ardı arkasına gelen olaylar....
Kurgularken taşlar bu kadar yerine oturabilir ancak,Sonunda olayların bağlanışı harikaydı eğer ki ortalarında bölümler de ki gibi ordan oraya mekandan mekana anlatım olsaydı sarmazdı ama yazarın neden o şekilde bir kızların evine birde dedektif ve polislerimizin yanına döndüğünü sonuna doğru anlıyorsunuz işte o zaman asıl tadı alıyorsunuz
Herkese okumasını tavsiye edebileceğim bir roman macera gerilim ve aksiyon dolu...





Kitabın Tanıtımından:
   Kendini bir rehine krizinin yanlış tarafında bulunca, hamile olan cinayet masası detektifi Jane Rizzoli, hayatının en mutlu saatleri olabilecek süreçte kendini tam bir kâbusun ortasında bulur. 

   İsimsiz, güzel bir kadın, morga ceset olarak getirilir. Fakat Boston'lu tıp uzmanı Maura Isles ceset torbasını açıp baktığında, unutamayacağı bir korku yaşar: Ceset gözlerini açar!

   Hâlâ hayatta olan kadın hastaneye yetiştirilir, ama tuhaflıklar çok geçmeden ölümcüllüğe dönüşür. Kadın, son derece soğukkanlı bir şekilde güvenlik görevlisini öldürerek hastaları rehin alır... Aralarından biri hamile cinayet detektifi Jane Rizzoli'dir.

   Bu şiddet eğilimli, çaresiz ruh kimdir ve istediği nedir Gergin saatler ilerlerken Maura, Jane'in kocası FBI ajanı Gabriel Dean'le işbirliği yaparak gizemli katilin kimliğini araştırmaya başlar. Federal ajanlar aniden ortaya çıkınca, Maura ve Gabriel sıradan bir rehine krizinden çok daha derinlere uzanan bir olayla karşı karşıya olduklarını anlarlar. 
   Bu gizemin anahtarını sadece silahlı çılgın kadınla kapana kısılmış olan Rizzoli elinde tutmaktadır...
   Tabii eğer hayatta kalırsa.

Mimlenmişim ki

sevgili şeyma beni mimlemiş çok teşekkür ediyorum 
biliyor artık mim anket sevdiğimi falan :D

-MOR MİM-

1) En çok sevdiğin yönün nedir? 
→ Dürüstlük ve gururlu olmam

2) Sen hiç yağmur altında ağladın mı?
→ evet çok fazla malesef



3) Diyelim ki sana üç dilek hakkı tanındı.
Ama sadece insanları değiştirebileceksin.
Neleri, kimleri ya da hangi özellikleri değiştirirdin?
→ Kalpleri pas tutmuş insanları, 
yalancı insanları ve görümcemi :D

4) Sen hiç yaz yağmurunda denize 
girdin mi?
→ evet denizdeyken yağmaya başlamıştı süper zevkli bir şey

5) Yaşadığın en gülünç durum nedir?
→Valla komik ama kaçıncı sınıf bilmiyorum hocadan tuvalet için izin istedim vermedi altıma yapmıştım :D



6) Kendine ünlüler dünyasından bir eş 
ya da sevgili seçseydin,
kimi seçerdin?
→ Eşim var bu soruyu hiç düşünemem :D mazur görün



7) Hayatın bir film olsa hangi aktör ya da artist oynasın isterdin?
bu soruyuda yanıtlayamam sinema yada tv ile hiç alakam yok ama
kesinlikle Türkan şoray diyebilirdim ah ah hastasıyım aga :D erkek mod hehehehe :D


8) Sen hiç halka açık bir alanda 
kimsenin ne düşündüğünü umursamadan ağladın mı?
→ Evet yaptım öyle bir hata!

9) Superman mi? - Batman mi?
→ Superman




10) Çocukken hepimiz bir nesneyi ya da olayı başka birşey zannederdik.
Mesela Eyfel Kulesini elektrik direği sanmak gibi.
Senin böyle ilginç düşüncelerin 
var mıydı?
→ Pamuk şekerin pamuktan yapıldığını sanardım.
aynen bende pamuktan sanırdım onu13) Hayatın anlamı nedir?
→ Sevmek ve insan olabilmeye her zaman bir üst seviyeye çıkabilmeye uğraşmak


bu güzel mim için teşekkürler cnm

9 Haziran 2014 Pazartesi

Kanser hastasına sakın böyle davranmayın!

kanser tanısı almak kişide oldukça yoğun duygusal tepkiler uyandırır. Hastaya tanıyı söylerken ve tedavi sürecinde nasıl davranılması gerekir?
İşte uzmanların tavsiyeleri:
Kansere yakalanmaktan herkes korkuyor. Kanser olduğunu öğrenen kişi şoka girebiliyor ya da hastalığını inkar edebiliyor. İnsanların genellikle bedenlerinin ihanetine uğramış gibi hissettiklerini söyleyen Liv Hospital Klinik Psikoloğu İrem Can Esenkaya “Kanser olduğunu öğrenin kişi öfkesini kendisine, ailesine ya da tedavi ekibine yansıtabilir. Bu bilinmezlik içinde yapılan davranışlar hem bu uzun maratonda hasta ile olan ilişkilerin gerilmesine, zaman zaman evliliklerin dahi bitişine sebep olabilirken, hem de bakım veren kişilerin zaman içerisinde depresyona girmesine sebep olabilir” dedi..
Kanser olan kişiye hastalığı nasıl söylenmeli?
Tanıyı söylerken gerçekçi olmak, durumu olduğundan daha iyi ya da daha kötü göstermemek ve bununla beraber hastaya tedaviye uyum sağlaması için umut vermek esastır. Kanser hastasıyla durumun nasıl paylaşılması gerektiği, hastaya bağlıdır. Hastaya tanısı doktoru tarafından söylenmelidir. Hasta isterse bir yakınının da kendine eşlik edebileceği belirtilmeli ve konuşmasının yarım kalmayacağı ya da bölünmeyeceği bir mekan seçilmelidir. Tanıyı söyleyen kişinin hastanın konu ile ilgili ne kadar bilgisi olduğunu değerlendirmesi gerekir. Doktor hastanın test sonuçlarını anlayıp anlamadığından emin olmalıdır. Eğer hasta test sonuçlarından haberdar değilse, bu konu üzerinde bir miktar zaman harcanmalıdır. Bundan sonra hastaya ne anladığı sorulmalı ve hastalığı hakkında bilgisi var mı diye araştırılmalıdır. Bundan sonraki her adımda doktor hastanın durumu öğrenmeye ne kadar hazır ve istekli olduğunu tartmalı ve buna göre hareket etmelidir. Tıbbi terimler kullanmadan ve açık bir dille konuşmaya özen gösterilmelidir. Bu evre hastanın ileride doktora olan güveninin sarsılmaması için önemlidir. Hasta tanısını öğrendikten sonra donup kalabilir, öfkelenebilir, inkar edebilir ya da ağlayabilir. Bu tepkiler normaldir. Burada hasta yeni bir bilgi alabilecek duruma gelene kadar beklenmesi ve daha sonra hasta ve yakını ile beraber ileride neler yapılacağını belirlemek önemlidir. Bu aşamaya yakınların dahil edilmesi, hastanın şok tepkisi dolayısıyla kaçırdığı şeyleri aklında tutacak birisi olması açısından önemlidir. Tanıyı söylerken hastaya yeterince zaman ayırmak ve her verilen bilgiyi müteakip hastanın durumu anlayıp anlamadığını kontrol ederek gitmek gerekir.
Kanser olmuş bir ebeveyn çocuğuna bunu nasıl açıklamalı?
Öncelikle çocuğun yaşına ve zihinsel kapasitesine uygun bir paylaşım yöntemi seçilmelidir. 5 yaşındaki bir çocuğa sadece ebeveyninin hasta olduğu söylenmesi yeterli olabilecekken, 14 yaşındaki bir ergene bu hastalığın kanser olduğu söylenebilir. Kanser olan ebeveyn hastalığını çocuğuna basit bir şekilde anlatmalıdır. Çünkü çocuklar kafalarında bir boşluk olduğu zaman bunu internetteki ya da kulaktan dolma bilgilerle tamamlayıp durumu olduğundan farklı düşünebilirler. Belirsizlik çocukları korkutabileceği için bundan sonra hayatın nasıl bir düzende ilerleyeceği çocuklarla paylaşılmalıdır. Bu dönemde sordukları sorulara cevap verilmeli, cevabı bilinmeyen sorulara ise “Bilmiyorum” denmelidir.
Kanser hastalığını öğrenen kişinin o anki ruh durumunu nasıl özetlersiniz?
Kansere verilen tepki kanserin özelliklerine, hastanın kişilik özelliklerine ve hastanın hastalığa bakış açısına göre değişir. Bununla beraber en sık rastlanan tepki “şok olmak” ya da “inkar etmek”tir. İnsanlar genellikle “Bedenlerinin ihanetine uğramış gibi hissettiklerini” söylerler. İlk dönemde kendi bedenine yabancılaşma duygusu da yaşanabilir. Bu inkar evresinden sonra öfke, kaygı ve depresyon gibi duygular kendini göstermeye başlar. Kişi bu öfkesini kendisine, ailesine ya da tedavi ekibine yansıtabilir. Hastalığın ve tedavi sürecinin belirsizliğinin getirdiği kaygı ve devamında da depresyon sıklıkla ortaya çıkan tepkilerdir.
Kanser tanısı alan kişi nasıl bir psikolojik süreçten geçiyor?
İlk dönemde şok, inkar gibi duyular geliştiren hasta daha sonraki dönemde kaygı ve depresyon belirtileri gösterebilir. Bu süreç içerisinde isyan ve öfke duyguları da görülür. Kanserli kişi daha önce zevk aldığı aktivitelerden zevk almaz hale ya da bunlara ilgi duymaz hale gelmişse, iç sıkıntısı hissediyorsa, ağlama isteği geliyorsa, az ya da çok uyumaktan şikâyetçiyse, agresifleştiyse, kontrolsüzce yemek yiyor ya da hiçbir şey yemiyorsa, konsantre olmakta zorlanıyorsa, unutkanlık yaşıyorsa, baş, boyun, sırt ağrıları varsa, evliliğinde ya da sosyal ilişkilerinde problemler baş gösterdiyse, kendisini sürekli gergin veya huzursuz hissediyorsa, içine kapandıysa ve bu belirtiler 15 gündür varsa bir uzmana başvurulmalıdır. Ayrıca alkol ve ya madde kullanımı ve intihar düşünceleri olduğunda da vakit kaybetmeden bir uzmana danışılmalıdır.
Her kanser hastası psikolojik terapi görmeli mi?
Her kişinin başa çıkma becerisi ve kanser tanısı almadan önceki dönemdeki sorumluluk ve sıkıntıları farklı olduğu için, her kanser hastasının kesinlikle psikolojik terapiye ihtiyacı var diyemeyiz. Bununla beraber, cerrahigirişim öncesi ve sonrası dönemlerde yapılan klinik psikolog görüşmeleri, artık uluslararası standartlarda kabul görmüş tedavi süreçlerine dahildir ve hastanın gelecekte terapi desteğine ihtiyacı olup olmayacağını erken dönemde teşhis etme ve gerekli müdahaleyi zamanında yapma olanağı sağlar. Bunun yanı sıra grup terapilerinin de etkili olduğu araştırmalarla kanıtlanmıştır. Hem bireysel terapiye devam eden hastalar, hem de bireysel terapi desteği almayan hastalar grup terapilerine dahil olabilirler. Aynı süreçlerden geçen kişiler arasındaki paylaşım ve karşılıklı destek alıp verme süreci, kanserli kişiye çevresinin verdiği destekten daha farklı ve aynı sıkıntıları yaşayan kişilerle paylaşıldığı için hastanın anlaşıldığını daha çok hissettiği bir süreç olabilir.
Kanserli hastaya nasıl davranılmalı?
Aileden bir bireye ya da kişinin bir yakınına hastalık teşhisi konulduğunda, hasta ile beraber yakınlarını da uzun süren bir maraton bekler. Çoğu kişi bu süreçte hastaya nasıl davranması gerektiğini ve kendi için neler yapması gerektiğini bilemediğinden yakınır. Bu bilinmezlik içinde yapılan davranışlar hem bu uzun maratonda hasta ile olan ilişkilerin gerilmesine, zaman zaman evliliklerin dahi bitişine sebep olabilirken, hem de bakım veren kişilerin zaman içerisinde depresyona girmesine sebep olabilir.
Duyguları konuşun: Hastalık teşhis edildikten sonra, hasta yakınları kendilerini ne diyeceklerini bilemez bir durumda hissedebilirler. Yaşanan kaygının çok yüksek olması kişilerin duygusal anlamda donup kalmasına sebep olabilir. Bu aşamada duyguların konuşulmasını elverişli bir zemin hazırlamak önemlidir. Herkesin duygularını ifade etmesi, gerek hastaya gerekse hasta yakınına iyi gelecektir.
Hastaya sorun: Cerrahi girişimden sonra eve dönüldüğünde, evdeki herkes kendince hastaya iyi geleceğini düşündüğü bir şeyler yapmaya başlar. Bu aşamada hastanın kendisine nelerin yapılması tercih ettiği neleri etmediği açık açık sorulmalıdır. Hastanın istekleri tedavi seyri boyunca değişiklik de gösterebilir. Bir dönem yakın desteğe ve sohbet etmeye çok ihtiyaç duyan bir kişi, ağrısı olan ya da çok yoğun bir ilaç tedavisi uygulanan dönemlerde yalnız kalmayı seçebilir.
İş bölümü yapın: Her aile bireyinin hasta için yapabilecekleri birbirinden farklıdır. Hasta yakınlarının kendi becerilerine göre iş bölümü yapması herkesin daha verimli olmasına yardımcı olur. Maddi işlerde iyi olan birisi, hastalık süresince organizasyon ve muhasebe takibi yaparken, ev işlerini seven birisi hasta kişinin evindeki yemek ve temizlik düzeninden sorumlu olup, çocukların yakın hissetiği birisi onların okul dışı aktivitelerini takip edebilir.
Kaynaklarınızı doğru kullanın: Kronik hastalıklar bir kere teşhis edildikten sonra ömür boyu takip ve tedavi gerektirirler. Bu sebeple hasta yakınları kendi öz kaynaklarını çok doğru kullanmalıdırlar. Aksi takdirde yarı yolda kendilerini tükenmiş ve güçsüz hissedip, kendileri desteğe muhtaç duruma gelmeleri ya da hastaya karşı öfke hissetmeleri kaçınılmaz olur. Hasta yakınları kendilerine özel zamanlar ayırmalıdır. Hastadan ayrı yapılan, yürüyüş, sinemaya gitme, arkadaşları ile buluşma, dışarı yemeğe gitme gibi aktiviteler hasta yakını için adeta bitmiş bir pili sarj etmek olacaktır.
Öğüt vermeyin: Hastaya “şu yemeği yemek çok iyi gelir”, “şunu asla yapma”, ya da “üzülme, üzüntü kansere en kötü gelen şeydir” gibi öğütler vermekten kaçının. Bu öğütler hastada “yeteri kadar iyi değilim” duygusunu perçinler ve işe yaramaz.
Hastayı tek bir role sıkıştırmayın: Hastalar teşhislerini aldıktan sonra, hasta yakınları onu başka işlerle “yormamak” için hastanın üstündeki rolleri birden fazlasıyla sahiplenebilirler. Bu tavır zaman içerisinde hastayı yetersizlik hissi ile ve sadece hastalığı ile baş başa bırakır.
Karşılaştırma yapmayın: Herkesin hastalık ve iyileşme süreci tektir ve kendine özeldir. Her birey aynı süreçlerden de geçse bu süreçlerde farklı duygular yaşar ve farklı fiziksel sıkıntılar çeker.



malesef annemin de yaptığı şey hiçbirşeye el attırmamak bende aşırı şekilde yetersizlik hissine sebep oluyor :(

Kanser hastası minikler ve arkadaşları için bir kitap


Kanser hastası minikler ve arkadaşları için bir kitap

Sizlerle parçası olduğum önemli bir projeyi paylaşmak istiyorum.
Bir süredir beni takip edenler, gönüllü olarak desteklediğim, çocuklara yönelik projeleri bilirler. Renklerim ve çizgilerimle onların mutlu dünyalarını biraz daha eğlenceli hale getirmek diyebiliriz yaptığıma.
İşin zor tarafları da var. Asıl el uzatılması gereken yardıma ve bakıma muhtaç çocuklarımız. Hastalıklarsa en söylemesi zor olanı. Çocuk ve hastalık ne kadar birbirine tezat ve yakışmayan iki sözcük...
Bu konuda faaliyet gösteren Hayata Renk Ver Derneği'ni ve çalışmalarını belki duydunuz. Kanser hastası çocukların dünyasına renk katmayı amaçlayan bu derneği tanımanızı, çabalarına katkı koymanızı çok isterim.

Dernek yakın zamanda National Children’s Cancer Society – NCCS tarafından hazırlanmış bir kitabın Türkçe'ye uyarlamasını Kanserle Dans Derneği ile ortak yürüttüğü çalışmanın sonucunda
Sevimin Yeni Maskesi adıyla yayınladı.

 
Sevimin Yeni Maskesi; içinde öykü barındıran bir boyama kitabı.
 
Kitabın orjinal içeriği korunmakla birlikte, çizim aşamasında karakterleri ve mekanları yeniden yorumladım.
On iki sayfalık bu kitap, kanser hastası çocuklarımız, aileleri ve arkadaşları için hazırlandı.
Okurların tek başlarına, arkadaşları ya da çocuklarıyla birlikte yapabilecekleri etkinliklerle hoş vakit geçirebilmelerinin sağlamanın yanı sıra; toplumda kanserli hastalara ilişkin önyargıyı gidermeyi ve hastalıkla ilgili bilgilendirme yapmayı amaçlıyor.
Kitap özetle şu önemli mesajları veriyor:
  • Kanser bulaşıcı bir hastalık değildir.
  • Maske, çocuğun hastalıktan korunması içindir.
  • Senin ya da başkasının yaptığı bir şey, örneğin yaramazlık yapmak gibi bir durum kansere sebep olmaz.
  • Yaşlı, genç, çocuk herkes kanser olabilir.
  • Kanser hastalığı tedavi edilebilir, ilaçlar hastayı iyileştirir.
  • Tedavinin yan etkileri vardır.
  • Kanser olan arkadaşının ya da kardeşinin sana ihtiyacı var. Şu an hasta da olsa o hâlâ aynı kişi.
 Bir de fotoğrafın uygulama tarafına, yani ülkemizde hastalığın algı ve tedavi sürecine bakalım.
Bizim hastanelerimizde hastalar hastalığı yaşayarak yani tecrübe ederek öğreniyorlar.
Bu durum, özellikle de kimsenin süreci anlatmaya "kıyamadığı" çocuklar için ciddi travmalara neden olabiliyor. Aileler ve bazen doktorlar bile kanser kelimesini söylemeye imtina ediyorlar.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki, aslında tam aksi olmalı. Normalde olması gereken hastanın özellikle de çocukların bu süreci anlayabilmeleri için apayrı programlar geliştirilmeli. 

Gelin bu anlayışı değiştirmeye sizler de yardım edin. Bloglarınıza yazın, paylaşın, basının dikkatini çekmesi için yardım edin.
 
Psikoloji ve pedagoji uzmanları ve eğitim danışmanlarının eşliğinde hazırlanan Sevim'in Yeni Maskesi kitabı aslında Türkiye'de bu anlamda bir şeyleri değiştirmeyi hedefliyor.

Annesinin yürekli anlatımıyla an an blogundan kanserlemücadelesini takip ettiğimiz sevgili küçük melek Nehir'i hatırlayın. Oradaki bilinçli yaklaşım ve duruşu, bu bakış açısıyla yeniden tartın.

Yaramazlık yaptı, annesini üzdüğü için hasta olduğunu düşünen çocuklar istemiyoruz. Bu zor ve uzun bir süreç. Önyargıların ortadan kaldırılması sürecinde sizlerin de desteğinizi istiyoruz.
Kitaba ulaşmak için dernekle irtibata geçebilir ya da linkten indirebilirsiniz:
http://www.hayatarenkver.com/upload/seviminyenimaskesi.zip

Çocukların hep mutlu olduğu güzel bir dünyaya...

alıntıdır:http://olmadikislerpesinde.blogspot.com.tr/2014/02/kanser-hastas-minikler-ve-arkadaslar.html

5 Haziran 2014 Perşembe

Nemrut'un Gazabı - Osman Aysu




Sevgili blog arkadaşlarım ve okurlarım ;
Şimdi size bahsedeceğim romanı bir çırpıda üç gün gibi bir sürede okuduğuma inanamadığımı söylemeliyim belki çoğu kitapsever arkadaş için zor birşey değildir üç gün ama benim gibi elinde kitap sürünen ve yavaş okuyan biri için bu inanılmaz ben çok beğendim bu gerilim romanını ve yazarı ilk okuyuşumdu sonda olmayacak Allahın izniyle.Elimde kutsal resim kitabı var bundan sonra onu aldım sıraya.

Kitabımız ; nemrut'un gazabı .Bir profesör ve bilim adamı nemrutun hareketlerinden yola çıkarak bugüne kadar sönmüş volkanın harekete geçeceğini iddia eder ve olaylar o şekilde başlar ve müthiş bir finalle biter.Yolda başlarına gelen binbir türlü macera ile devam eder kitap.
Kesinlikle gerilim romanı ve sürükleyici bir roman okumak istiyorsanız listenize alın bu bestselleri.